Sayfalar

12 Mayıs 2010 Çarşamba

AşÇıNıN sErÜvEnİ..

İşte bu…
Sonunda beklediğim gün geldi.
Çok heyecanlıyım. Ama size hikâyemi başından, beni bugüne taşıyan o günden başlayarak anlatmak istiyorum.
Yıl 2003, dershaneye gidiyorum. Ama diğerleri gibi belli bir hedefim yok. Ablamla konuşuyoruz tartışıyoruz beni çalışmaya motive etmek için uğraşıyor ama ben hep bir noktada kilitleniyorum. Bana sunulan hiçbir meslek seçeneği cazip
gelmiyor. Çalışıyorum bir şeyler yapmam gerek ..kendimi kanıtlamak gerek..aslında kendimi bulmalıyım.bir gün arkadaşlarımla tesadüfen bir film izledim. ‘aşk tarifi’ profesyonel aşçıların aşk öyküsü, tesadüf kardeşimi bir filme götürdüm
‘ ratatouille ’ bir farenin aşçılık öyküsü..kafamda şimşekler çaktı .nasıl düşünemedim,kendimi mutfakta gerçekten. Ve sonunda karar verdim aşçı olmak istiyordum.ünlülere zenginlere kalabalıklara benim ürettiğim lezzetleri tattırma hayali daha da heyecanlandırıyordu beni…
Ne yapmalıyım dedim kendime ve araştırmaya koyuldum.bir kaç kurs ve birkaç okul buldum..hangisi beni amacıma ulaştırır .tek tek gittim görüştüm araştırdım..ve büyük bir zevkle bu işi yapan işine aşık Cüneyt Bey ile de bu araştırmalarım sırasında tanıştım.O da benim gibi büyük bir tutkuyla bu işe başlamış,yılmadan yorulmadan hırsla çalışıp çabalamış ve sonunda mesleğinin en önde gelen en özel isimleri arasına yerleşmiş..Cüneyt bey ile kendi gibi bu mesleğe gönülden tutkuyla bağlı yetenekli aşçılar yetiştirmek için açtığı aşçılık okuluna kayıt yaptırmaya gittiğim gün karşılaşmıştım… ondan çok şey öğrenmiştim.gerçekten bu mesleği yapmayı isteyip istemediğimi,bu mesleğin tüm zor yanlarını kaldırabilecek güçte olup olmadığını gösterebilmek için beni çok zorladı..ama başarmıştım ona ve kendime hatta başlarda bu konuda beni desteklemeyen aileme bu işi neden çok yapmak istediğimi kanıtlayabilmiştim.evet ailem özellikle babam bu konuda benimle aynı fikirde değildi.hatta her zaman beni destekleyen ablamı bile ikna etmem baya zaman almıştı..
Ama sonunda bana inanmışlardı.sanırım ilk defa beni bu kadar heyecanlı bu kadar istekli görüyorlardı.ve artık beni desteklemeye karar verdiler..
Kaydımı yaptırdığım gün hayatımın artık eskisi gibi olmayacağını hissetmiştim.2 gün sonra okul başlayacaktı.bu sürede gerekli olan malzemeleri tamamladım.artık bir aşçı önlüğüm bir bıçak setim ,hatta o uzun beyaz aşçı şapkam bile vardı..alışverişi tamamlayıp eve geldiğim o geceyi hiç unutamam.heyecandan aynanın karşısından ayrılamıyordum.önlüğüm üstümde şapkam kafamda uyuya kalmıştım koltukta..
Artık kurs başlamıştı.. Ve ben artık mutfakta sebzelerin,etlerin,soğanların tencerenin tavanın arasındaydım..
Bir yıl koskoca bir yıl nasıl geçmişti hiç anlamamıştım.başta adını zor söyleyebildiğim çeşit çeşit yemekler yapmış,yeni bir sürü tarif öğrenmiştim..ben de boş durmamıştım tabi,öğrendiğim tüm bilgileri kullanarak yeni lezzetler koymuştum ortaya..
Evet, bir yıl geçmişti ve ben artık okuldan mezun olmaya çok yaklaşmıştım. Son sınav gününü düşünürken hala içim ürperiyor,o stresli o yorucu sınavı da atlatıp diplomamı elime aldığım gün nasıl olurda tüm yorgunluğum bir anda yok olmuştu şaşırıp kalmıştım. Başarmıştım artık mezundum.
Ama son sınav zannettiğim o günün aslında bundan sonrası için daha yorucu ve uzun bir yolculuğun başlangıcı olduğunu fark etmem zor olmamıştı. Mezun olduğuma inanamıyordum.

Yılların nasıl geçtiğini anlamamıştım. Okulumdaki öğretmenlerimin yardımlarıyla dünyada görülmemiş eşi benzeri olmayan bir lokanta açtım. Bu lokantada bana yardım eden birçok insan var. Tabi beni kıskananlar ve bu işi nasıl yaptığımı hala düşünen insanlarda var. Ama insanın hayalinin gerçekleşmesi bambaşka bir duygu……

2 yorum: